Arabulucular Sicilinden Silinmesine Yönelik Kararın Yazılı Uyarı Bağlamında Değerlendirilmesi

Giriş

Arabuluculuk kurumu, çağdaş hukuk sistemlerinde yargı dışı uyuşmazlık çözüm yollarının etkinliğini artırmak, yargının iş yükünü azaltmak ve tarafların menfaatlerine daha uygun çözümler üretmek amacıyla geliştirilen temel mekanizmalardan biridir. Türk hukukunda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ile kurumsal bir zemine oturtulan bu sistem, kamu hizmeti niteliği taşıyan bir faaliyet olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, arabulucuların sicile kaydı, denetimi ve gerektiğinde sicilden silinmelerine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler öngörmüştür.

Arabulucular hakkında öngörülen disiplin ve denetim mekanizması, bu kamu fonksiyonunun güvenilirliğini sağlama amacına yöneliktir. Bu mekanizma içerisinde en ağır yaptırım olan sicilden silinme, hem mesleki faaliyetin sona erdirilmesi hem de kamu hizmetine erişimin engellenmesi sonucunu doğurması itibarıyla son derece ağır hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu yaptırımın uygulanması, sıkı usuli ve maddi şartlara bağlanmıştır. Bu çalışmada, arabulucuların sicilden silinmesine ilişkin işlemler 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 21.maddesinin 2.fıkrası ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 31.maddesinin 2.fıkrası gereği yazılı bir şekilde uyarı şartı çerçevesinde ele alınacaktır.

Arabulucunun sicilden silinmesi işlemi, bir idari işlem mahiyeti taşımaktadır, Bu işlem, ilgilinin hukuki statüsünü doğrudan etkileyerek arabuluculuk faaliyetini sona erdirmektedir.

Bu yönüyle sicilden silinme:

  • Meslekten çıkarma niteliği taşıyan bir disiplin yaptırımıdır,
  • Kamu hizmetine katılma hakkını sınırlayan bir idari tasarruftur,
  • Kişinin ekonomik ve mesleki varlığı üzerinde doğrudan etki doğuran ağır bir müdahaledir.

Dolayısıyla bu yaptırım, idare hukukunda kabul edilen ölçülülük, kanunilik ve orantılılık ilkeleri bakımından sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır.

6325 sayılı Kanun ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği mevzuatı birlikte değerlendirildiğinde, arabulucuların yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde uygulanacak yaptırımlar bakımından doğrudan bir yaptırım sistemi değil, kademeli ve usule bağlı bir disiplin hukuku öngörüldüğü görülmektedir.

Bu sistemin temel unsurları şunlardır:

1- İhlalin tespiti
2- Yazılı uyarı yapılması
3- Uyarıya rağmen ihlalin devam etmesi
4- Savunma hakkının tanınması
5- Sicilden silme yaptırımının değerlendirilmesi ve uygulanması

Bu aşamalar, idarenin yaptırım yetkisinin keyfi kullanımını önleyen ve arabulucuların haklarını korumakla birlikte adeta güvence niteliğindedir.

Disiplin hukukunda genel kabul gören kademeli yaptırım ilkesi, yaptırımların ağırlık derecesine göre aşamalı biçimde uygulanmasını ifade eder. Bu ilke, yalnızca teorik bir prensip olmayıp, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin somut bir yansımasıdır.

Arabuluculuk mevzuatında öngörülen sistem incelendiğinde: Kanun koyucunun, tüm ihlalleri tek tip ağır yaptırıma bağlamadığı, aksine, öncelikle uyarı müessesesini devreye sokarak kişiye davranışını düzeltme imkânı tanıdığı, sicilden silinmeyi ise son çare niteliğinde bir yaptırım olarak düzenlediği açıkça görülmektedir.
Bu bağlamda sicilden silinme yaptırımı, ancak şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde hukuka uygun kabul edilebilir:

  • İhlalin varlığı
  • İhlalin ağırlığı veya sürekliliği
  • Önceden yapılmış yazılı bir uyarıya rağmen ihlalin devam etmesi

Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, yaptırımın hukuki dayanağını ortadan kaldırmaktadır.

Uyarı, disiplin hukukunda yalnızca bir yaptırım türü değil, aynı zamanda önleyici, eğitici ve tamamlayıcı bir idari araçtır.

  • İlgili kişiye hukuka aykırı davranışını düzeltme fırsatı tanır ve daha ağır yaptırımların uygulanmasını önler.
  • Kişinin hangi davranışının hukuka aykırı olduğunun açıkça ortaya konulmasını sağlar ve savunma hakkının etkin kullanımına zemin hazırlar.
  • İdarenin doğrudan en ağır yaptırıma başvurmasını engelleyerek ölçülülük ilkesinin somutlaşmasını sağlar.

Bu nedenle yazılı uyarı şartı, yalnızca şekli bir prosedür değil; sicilden silinme işleminin hukuki geçerliliğinin ön koşulu niteliğindedir. İdare, kanunla belirlenen usul ve esaslara uymak zorundadır. Usuli bir aşamanın atlanması, işlemi ağır bir şekilde sakatlamaktadır.

Sonuç

Arabulucuların sicilden silinmesi, mesleki faaliyeti sona erdiren ve bireyin ekonomik, mesleki ve hukuki statüsünü doğrudan etkileyen ağır bir idari yaptırımdır. Bu nedenle söz konusu yaptırımın uygulanması, yalnızca maddi ihlalin varlığına değil, aynı zamanda kanunda öngörülen usuli güvencelerin eksiksiz yerine getirilmesine bağlıdır.

Bu bağlamda:

Uyarı mekanizması, disiplin sisteminin kurucu unsurudur, Sicilden silinme yaptırımı, ancak uyarıya rağmen ihlalin devam etmesi halinde gündeme gelebilir, Bu sistemin dışına çıkılması, idari işlemin hukuka aykırılığı sonucunu doğurur. Dolayısıyla yazılı uyarı yapılmaksızın doğrudan arabulucunun savunması alınarak idare tarafından arabuluculuk sicilinden silinmesine yönelik karar verilmesi durumunda söz konusu idari işlemin iptali gerekmektedir.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlı olup, belirli bir uyuşmazlık hakkında değerlendirme yapılması için uzman bir hukukçudan destek alınması önem arz etmektedir.

Comments are closed