SÜRÜCÜ KURSLARININ DÖNEM VE GRUP AÇMASININ DURDURULMASI YÖNÜNDEKİ İDARİ İŞLEMLERİN HUKUKA UYGUNLUĞU

  • Home
  • İdare Ve Vergi Hukuku
  • SÜRÜCÜ KURSLARININ DÖNEM VE GRUP AÇMASININ DURDURULMASI YÖNÜNDEKİ İDARİ İŞLEMLERİN HUKUKA UYGUNLUĞU

GİRİŞ

İdarenin özel öğretim kurumları üzerindeki denetim ve yaptırım yetkisi, kamu yararının sağlanması bakımından zorunlu olmakla birlikte, bu yetkinin Anayasa ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde kullanılması gerekmektedir. Özellikle özel öğretim kurumları arasında yer alan motorlu taşıt sürücü kursları hakkında tesis edilen idari işlemler; kanunilik, hukuki öngörülebilirlik, ölçülülük ve takdir yetkisinin sınırları bakımından yargısal denetime sıklıkla konu olmaktadır.

Bu çalışma, idarenin denetim süreci devam ederken tesis edilen “dönem/grup açmaması” yönündeki idari işlemin iptaline ilişkin idari yargı mercilerinin bu yöndeki yerleşik değerlendirmelerini esas alarak; idarenin yaptırım ve tedbir yetkisinin sınırlarını, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır.

I. Uyuşmazlığın Konusu ve İdari İşlemin Niteliği

Motorlu taşıt sürücü kursu olarak faaliyet gösteren kurumların yapılan denetim sonucunda genellikle bazı mevzuata aykırılıkların tespit edildiği, bu kapsamda idari para cezalarının uygulandığı ve ayrıca denetim süreci tamamlanıncaya kadar kursun dönem/grup açmaması yönünde bir idari tedbir tesis edildiği görülmektedir. Söz konusu tedbir, işletmenin fiilen faaliyetlerini durduracak nitelikte olup, idari yaptırım niteliği taşımaktadır.

İdarenin gerçekleştirdiği işlem, şekli olarak “geçici bir tedbir” niteliğinde görünmekle birlikte, sonuçları itibarıyla ekonomik faaliyet olarak ciddi biçimde sınırlandıran ağır bir müdahale oluşturmaktadır. Bu nedenle işlemin, idari işlemin unsurları olan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi zorunludur.

II. Kanunilik ve Hukuki Öngörülebilirlik İlkesi

İdari yargı mercilerinin konuya ilişkin kararlarında uyuşmazlığın çözümünde özellikle kanunilik ilkesine vurgu yapılmıştır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 7. maddesinde, özel öğretim kurumları hakkında uygulanabilecek idari para cezaları ile kurum açma izninin ve işyeri ruhsatının iptali açık ve sınırlı şekilde düzenlenmiştir.

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununda belirtilen yaptırımlar arasında “dönem/grup açmaması” şeklinde bir idari yaptırım mevcut değildir. Dolayısıyla burada ilgili idari işlemin hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşmamız mümkündür. Kanunda yer almayan bir tedbirin uygulanması idare hukukunun temel ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Zira idare, yetkisini ancak kanunla açıkça kendisine tanınan ölçüde kullanabilmektedir.

Bunun yanında idarenin gerçekleştirmiş olduğu işlem, hukuki öngörülebilirlik ilkesine de açık bir şekilde aykırılık teşkil etmektedir. Kişilerin ve kurumların hangi fiillerin hangi yaptırımlara yol açacağını önceden bilmesi, hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Kanunda öngörülmeyen bir yaptırımın “tedbir” adı altında uygulanması, bu ilkeyi ağır bir şekilde zedelemektedir.

III. Takdir Yetkisi ve Sınırları

İdarenin denetim faaliyetleri sırasında takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu yetki, sınırsız ve keyfi bir alan yaratmamaktadır. Nitekim gerek Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gerek Danıştay içtihatları, takdir yetkisinin kamu yararı, ölçülülük ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.

Ancak idare bazı durumlarda, mevzuata aykırılıkların giderilmesini sağlamak amacıyla en ağır sonuçlardan birini doğuran tedbiri tercih etmekle birlikte; daha hafif ve kademeli önlemler üzerinde durmamaktadır. Kanunda öngörülmeyen bir tedbirin uygulanması bu haliyle hukuka aykırı olup idarenin takdir yetkisinin sınırları aşılmaktadır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise, bahse konu idari işlemin yanında kurumlara aynı denetim süreci kapsamında idari para cezaları da uygulanabilmektedir. Bu durum, öğretide ve yargı içtihatlarında tartışılan “non bis in idem” ilkesini gündeme getirmektedir.

Her ne kadar idare, dönem/grup açmama kararını bir “idari tedbir” olarak nitelendiriyor olsa da, tedbirin fiili sonuçları itibarıyla cezai mahiyet taşıdığı açıktır. Aynı fiilden dolayı birden fazla yaptırım uygulanması, hukuk güvenliği ve adil yargılanma ilkeleri bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatindeyiz.

SONUÇ

İdari yargı mercilerinin bu konuya ilişkin kararları, sürücü kursları gibi özel öğretim kurumları hakkında tesis edilen idari işlemlerde kanunilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Kanunda açıkça öngörülmeyen “dönem/grup açmama” şeklindeki bir yaptırımın uygulanması, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını aşmakta ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Bu değerlendirme, Uygulamada sıklıkla başvurulan grup kapatma veya faaliyet durdurma niteliğindeki idari tedbirlerin yargısal denetimde hangi ölçütlerle değerlendirileceğine ışık tutmakta; idarenin, denetim ve yaptırım yetkisini kullanırken kanuni dayanak, ölçülülük ve öngörülebilirlik ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlı olup, belirli bir uyuşmazlık hakkında değerlendirme yapılması için uzman bir hukukçudan destek alınması önem arz etmektedir.

Comments are closed