Giriş
Son yıllarda ülkemizde etkisini artıran yoğun yağışlar nedeniyle meydana gelen sel ve su baskınları, birçok kişinin evinde, iş yerinde veya aracında ciddi maddi zararlara yol açmaktadır. Böyle bir durumda vatandaşların en çok merak ettiği konu, ortaya çıkan zararların kamu kurumlarından talep edilip edilemeyeceğidir.
Her sel olayında idarenin sorumlu olduğu söylenemez. Ancak bazı durumlarda kamu kurumlarının gerekli önlemleri zamanında almaması, altyapı hizmetlerini yeterli şekilde yürütmemesi veya denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle meydana gelen zararlar için idarenin tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sel Olayı Her Zaman Mücbir Sebep Sayılır mı?
İdareler, kendilerine karşı açılan davalarda çoğu zaman selin olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve bu nedenle meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürmektedir. Hukukta bu tür öngörülmesi ve önlenmesi güç olaylar “mücbir sebep” olarak adlandırılmaktadır.
Ancak bir yağışın yoğun olması veya afet niteliği taşıması tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü önemli olan, meydana gelen zararın yalnızca yağıştan mı kaynaklandığı, yoksa kamu hizmetlerindeki eksikliklerin de bu zararın oluşmasına veya büyümesine katkı sağlayıp sağlamadığıdır.
Örneğin yağmur suyu kanallarının yetersiz olması, mazgalların temizlenmemesi, dere yataklarının ıslah edilmemesi veya taşkın riskine karşı gerekli tedbirlerin alınmaması gibi durumlar, zararın artmasına neden olabilir. Bu gibi hallerde idarenin sorumluluğu doğabilecektir.
Bu nedenle her olay kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilmelidir. Sel olayının meydana gelmiş olması tek başına idarenin sorumluluktan kurtulması için yeterli değildir.
Kamu Kurumlarının Yükümlülükleri Nelerdir?
Kamu kurumları, sorumluluk alanlarında bulunan hizmetlerin güvenli ve düzenli şekilde işlemesini sağlamakla yükümlüdür. Özellikle altyapı, kanalizasyon, yağmur suyu drenaj sistemleri ve taşkın önleme çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesi idarenin görevleri arasındadır.
Bu görevlerin eksik veya yetersiz yerine getirilmesi sonucunda vatandaşların zarar görmesi halinde, ilgili kamu kurumunun meydana gelen zararı karşılaması gerekebilir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ),
- Su ve Kanalizasyon İdareleri (ASKİ, İSKİ vb.),
- Büyükşehir Belediyeleri,
- İlçe Belediyeleri,
- Diğer ilgili kamu kurumları,
zararın oluşumundaki sorumluluk durumlarına göre tazminat yükümlüsü olabilirler.
İdarenin Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı
Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
İdarenin sorumluluğu çoğu zaman “hizmet kusuru” ilkesine dayanır. Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan aksaklıkları ifade eder.
Başka bir ifadeyle, idarenin sunmakla yükümlü olduğu hizmetlerdeki eksiklik veya yetersizlik nedeniyle vatandaşların zarara uğraması halinde, oluşan zararın tazmini talep edilebilir.
Bu kapsamda sel nedeniyle konutlarda, iş yerlerinde veya araçlarda meydana gelen zararların, olayın özelliklerine göre ilgili kamu kurumlarından talep edilmesi mümkün olabilmektedir.
Sel Nedeniyle Zarar Gören Vatandaşlar Ne Yapmalıdır?
Sel veya su baskını sonrasında zarara uğrayan kişilerin öncelikle zararlarını belgelendirmeleri önem taşımaktadır. Çünkü açılacak davalarda zararın varlığının ve miktarının ispat edilmesi gerekecektir.
Bu kapsamda;
- Hasar gören alanların fotoğraf ve videolarının çekilmesi,
- Araç hasarlarına ilişkin ekspertiz raporlarının alınması,
- İtfaiye, polis, AFAD veya belediye tarafından düzenlenen tutanakların temin edilmesi,
- Tamir, bakım ve yenileme giderlerine ilişkin faturaların saklanması,
- Tanıkların belirlenmesi,
ilerleyen süreçte hak kaybı yaşanmaması açısından faydalı olacaktır.

İdareye Başvuru Yapılması Zorunlu Mudur?
Sel nedeniyle meydana gelen bir zarar durumu söz konusu ise ve idarenin kusurundan kaynaklandığı düşünülüyorsa, burada idarenin bir eyleminden dolayı tazminat yoluna başvurulacağı için idareye dava açılmadan yazılı başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Başvuruda olayın nasıl meydana geldiği, oluşan zarar kalemleri ve meydana gelen zarar ile ilgili belge ve fotoğraflar açık bir şekilde belirtilmelidir.
İdarenin talebi reddetmesi veya yasal süre içerisinde cevap vermemesi halinde idari yargıda dava açılabilir.
Sel veya Su Baskını Nedeniyle Tazminat Davası Nasıl Açılır?
İlgili kamu kurumunun hizmet kusuru veya sorumluluğu bulunduğu düşünülüyorsa, İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.
Mahkeme tarafından;
- Meydana gelen zararın miktarı,
- İdarenin görev ve sorumlulukları,
- İdarenin kusurunun bulunup bulunmadığı,
- Zarar ile idarenin eylem veya ihmali arasındaki nedensellik bağı,
incelenerek karar verilir.
Gerekli görülen durumlarda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak teknik değerlendirme de alınabilmektedir.
Başvuru ve Dava Açma Süreleri
İdarenin sorumluluğuna dayalı tazminat taleplerinde süre kuralları büyük önem taşımaktadır.
Genel olarak zarar gören kişinin, İYUK madde 13 uyarınca zararı ve sorumlu idareyi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde ilgili idareye başvurması gerekmektedir. Her hâlükârda olay tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra başvuru hakkı ortadan kalkmaktadır.
Sürelerin kaçırılması dava hakkının kaybedilmesine yol açabileceğinden, somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması ve alanında uzman bir avukattan destek almak önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sel nedeniyle kamu kurumlarının sorumluluğuna dayanılarak açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak zararın meydana geldiği yer veya idari eylemin gerçekleştiği yerde bulunan İdare Mahkemesidir.
Yetki ve görev konularında hatalı işlem yapılmaması için dava açılmadan önce hukuki destek alınması faydalı olacaktır.
Sonuç
Sel ve su baskınları nedeniyle meydana gelen zararlar, her durumda vatandaşların üzerinde bırakılmak zorunda değildir. Eğer zararın oluşmasında veya büyümesinde kamu kurumlarının eksikliği, ihmali ya da hizmet kusuru bulunuyorsa, uğranılan maddi zararların somut olayın şartlarına göre idareden talep edilmesi mümkündür.
Ancak her olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmekte olup, idarenin sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın teknik ve hukuki yönleriyle birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hak kaybı yaşamamak adına idare hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.



Comments are closed